SEVGİLİLER GÜNÜ’NDE ‘DÜNYANIN EN GÜZEL KOKUSU’ SÜRPRİZİ
Cuma günü vizyona giren ‘Dünyanın En Güzel Kokusu’ filminin başrol oyuncuları Tuba Ünsal ve Rıza Kocaoğlu ile filmi yazıp yöneten Uğur Yağcıoğlu, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Mall of İstanbul’daydı. ‘Dünyanın En Güzel Kokusu’nu sinemaseverlerle birlikte izleyen ekip, yoğun ilgiyle karşılaştı
Dünyanın en büyük medya prodüksiyon şirketi Endemol Shine Türkiye’nin, Böcek Film ile birlikte ortak yapımcılığını üstlendiği “Dünyanın En Güzel Kokusu”nun ekibi, Sevgililer Günü’nde Türkiye’nin en büyük alışveriş, yaşam ve eğlence merkezi Mall of İstanbul’da düzenlenen seyircili özel gösterime katıldı.
Başrol oyuncuları Tuba Ünsal ve Rıza Kocaoğlu ile filmin senaristi ve yönetmeni Uğur Yağcıoğlu sinemaseverlerden ilgi gördü.
Bir aşk ve çocuk özlemi hikayesinin arka planında günümüz ilişkilerine hem mizahi, hem eleştirel bir bakış sunan “Dünyanın En Güzel Kokusu”; arkadaşlıkla başlayıp, çocuk özlemiyle aşkın bambaşka bir haline dönüşen bir hikayeyi beyazperdeye taşıyor. Aşkın bazen, fark edemeyeceğimiz kadar yakınımızda olduğunu anlatan film, arkadaşlığın aşka dönüşüp dönüşemeyeceğini sorguluyor, sorduğu tüm soruların cevabını yine kendi hikayesi içinde veriyor.
Uğur Yağcıoğlu’nun yazıp yönettiği, başrollerini Tuba Ünsal ve Rıza Kocaoğlu paylaştığı “Dünyanın En Güzel Kokusu”nda aynı zamanda; Burak Altay, Esra Ruşan, Nezih Tuncay, Feriha Eyüpoğlu, Açelya Akkoyun gibi oyuncular rol alıyor. Mert Tünay’ın müziklerine imza attığı filmin süpervizörlüğünü ise, çok izlenen filmlerin yönetmeni Ömer Faruk Sorak üstleniyor.
Aşkın, flörtün, evliliğin tükendiğinde, yeni bir ilişki şekli bulunması gerektiğine inanan, ilişkiye doymuş şarkı sözü yazarı bir adam, Hakan (Rıza Kocaoğlu) ve o adamın en iyi arkadaşı, zor zamanlarında hep yanında olan bir kadın, Derya (Tuba Ünsal)... Karşılarına kim gelse sığ kalır, ilişki yaşamak ve evliliği düşünmek bile onları zorlar. Öte yandan her ikisi de giderek büyüyen bir çocuk özlemi duymaktadır. Ve bir gün Hakan, ikisinin evlenip bir çocuk yapmalarını teklif eder. Her şey gelenek ve göreneklere uygun olacak, çocuk doğduktan sonra ise bugünün ilişkilerine inanmayan bu iki insan ayrılacak, özlem duydukları tek varlık olan çocuklarını, ayrı yaşayan anne baba gibi büyüteceklerdir. Derya’yı zorlar bu teklif, önce kabul etmez, ancak bir gün ne olduysa gelip bu teklifi kabul ettiğini söyler.



