|
SAKARYA-FIRAT DİZİSİNİN SETİNDEN İZLENİMLER
Yönetmen Osman Sınav, sinema ve televizyon sektöründe yaptığı projelerle öne
çıkan ve özellikle televizyon dizileri bağlamında oldukça üretken bir yönetmen.
Osman Sınav’ı, sektörün okulu olmuş yönetmenlerinden biri olarak tanımlamak
yanlış olmayacaktır. Geçtiğimiz günlerde sona eren “if İstanbul”un açılış günü
yapılan after party’de, Osman Sınav ve Siyad üyesi, sinema yazarı Çoşkun
Çokyiğit ile birlikteydik. Osman Sınav, 4 Mart’ta Süleyman Demirel
Üniversitesi’nin kendisine “Toplumsal Katkı Ödülü” vereceğini belirtti ve bu
vesileyle bizi Isparta’ya hem ödül törenine hem de ödül töreni sonrasında TRT 1
için çektiği ve önemli bir seyirci kitlesi olan “Sakarya-Fırat” dizisinin setine
davet etti.
Daveti kabul ettik. Bu davet, aynı zamanda benim için siyasal yaşamımızın en
önemli figürlerinden biri olan 9.Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in ismini
taşıyan üniversiteyi de tanımak için önemli bir fırsattı. Davet kapsamında Osman
Sınav, çekim ekibi ve İstanbul’dan birlikte gittiğimiz başta Milliyet Gazetesi
yazarı Ali Eyüboğlu ve Çoşkun Çokyiğit olmak üzere diğer gazetecilerle keyifli
bir üç gün geçirdik.
4 Mart Cuma günü gerçekleştirilen ödül töreni esnasında Anadolu’da, Isparta’da
aydınlanmanın sembolü olarak yükselen ve şehri de dönüştüren Süleyman Demirel
Üniversitesi hakkındaki bilgileri genç ve enerji yüklü Rektör Prof.Dr.Metin
Lütfi Baydar’ın, etkili açılış konuşmasından öğrendik. Ödül seremonisinden sonra
Osman Sınav’ın, özellikle dramatik sanatlar okuyan öğrenciler için ders niteliği
taşıyan konuşması ise oldukça etkili ve eğiticiydi. Osman Sınav, dram sanatları
için öykü anlatmanın ne denli önemli olduğunun altını çizerken, kutsal
kitapların da kendilerini öykü anlatma yöntemini kullanarak ifade ettiğini
belirtti. Tören sonrasında Türk Pop müziğinin sevilen sesi ve pek çok dizi ve
film müziğine de imza atan Gökhan Kırdar’ın konseriyle öğrenciler çoşkulu anlar
geçirdiler.
Tören sonrasında Eğirdir Gölü’nün kenarında, güzel manzarasıyla dikkat çekici
olan Süleyman Demirel Üniversitesi konuk evi Mavi Ev’e ulaştık. Ertesi gün Osman
Sınav ve medya mensuplarıyla birlikte sete hareket ettik. İlk durağımız dizinin
önemli mekanlarından olan Çeliktepe Karakolu idi. Mekana ulaştığımızda güçlü
yapım olanakları ve başarılı sanat yönetimi çalışmalarının katkısıyla kendimizi
gerçek bir asker ocağında hissettik. Bu arada çekimler büyük bir disiplin,
ciddiyet ve düzen içinde sürmekteydi. Bu arada bu tarz ortamların sinema
televizyon öğrencileri için de çok katkı sağlayıcı bir nitelik taşıdığını
düşündüm. Çevredeki oyuncuları ve aksesuarları temsil ettikleri gerçeklerinden
ayırt etmek olanaklı görünmüyordu. Bu arada Osman Sınav’dan ve diğer
yetkililerden setin olanakları hakkında bilgi alarak seti gezdik, çekimlere
tanıklık ettik. Çeliktepe Karakolu’ndaki gözlemlerimizi, daha sert koşulların
egemen olduğu ve arazi çekimlerinin yapıldığı dağ yamaçlarında sürdürdük. Filmin
gerçekçi bir şekilde oluşturulmasına katkı sağlayan bu doğal plato, aynı zamanda
insanı sürmekte olan savaş hakkında acı acı düşünmeye sevk ediyordu. Bu arada
filmin çıkış öyküsü hakkında da kısa bir bilgi vermenin önemli olduğunu
düşünüyorum. Sakarya Fırat, ülkemizi batıdan doğuya, kuzeyden güneye oluşturan
zengin mozaiğin, Kurtuluş Savaşı yıllarında omuz omuza çarpışmış Türk ve Kürt
iki arkadaşın torunlarının, yıllar sonra başka bir savaşın içinde birbirine
düşman karşı cephelerde ki öykünün üzerine kurulu. Filmin jeneriğinde yer alan
fotograf, bu ilişkinin anlaşılmasında ve dramatik anlatımın oluşturulmasında
simgesel nitelikte bir önem taşıyor.
Sitemiz okuyucuları, Sakarya Fırat dizi filmi
hakkında daha geniş değerlendirmeleri, sitemiz editörü Hikmet Vardar’ın
yazısından takip edebilirler. Yazımızın başlığından da anlaşılacağı gibi
bizim amacımız, Sakarya Fırat dizisinin setinde yaptığımız gözlemleri
okuyucumuzla paylaşmak.
Sete gidiş gelişlerimiz esnasında, Ali Eyüboğlu’nun yaptığı söyleşiye biz de
katılarak Osman Sınav’la günümüzde film ve televizyon sektörü hakkında,
televizyon dizilerinin uzunluğu ve sektör çalışanlarının durumuna ilişkin
tartıştık. Bu söyleşi esnasında bugün dizi sektöründe ortaya çıkan pek çok yeni
yaklaşımın (dizilerin 90 dk. olması, dizilerden önce bir hafta önceki bölümün
özetinin gösterilmesi) mucidinin de Osman Sınav olduğunu öğrendik. Rekabet
koşulları yüzünden dünyada neredeyse bizde ortaya çıkan 90 dakika süren
dizilerin, sektör çalışanları açısından ortaya çıkardığı köle düzenini aratmayan
çalışma koşullarını da tartıştık. Osman Sınav, bu çalışma koşullarındaki
olumsuzlukların, RTÜK’ün düzenlemelerine ya da devletin müdahalesine gerek
kalmadan, televizyon dizi film yapımcılarının, tıpkı film yapımcıları gibi Eser
İşletme Belgesi almasıyla hallolabileceğini belirtti. Şüphesiz her olumlu
düzenlemenin birileri tarafından delinmesinin söz konusu olabileceği gerçeğini
de göz ardı etmemek gerekiyor.
Prof.Dr.Bülent VARDAR
Fotoğraflar
|